1 Ocak 1997 tarihinde Sivas’ta dünyaya gelen Halil İbrahim Yediyıldız’ı, çoğumuz Dream of İstanbul ve Rhythm Slayers dans ekiplerinden tanıyoruz. Ancak Halil İbrahim Yediyıldız sadece yer aldığı yapımlarla değil aynı zamanda dans için adanmış hayat. Genç ve başarılı dansçı Yediyıldız, dansa olan tutkusu yer aldığı projeler, çalıştığı isimler ile birbirinden farklı başarılara imza attı. Yediyıldız, dansa olan tutkusundan yaptığı çalışmalara,  ileriye dönük hedeflerinden hayatındaki başarılar hakkında konuştu.

“DANS EDEREK KAZANDIĞIM İLK BAŞARIM ÜNİVERSİTE OLDU”

Halil İbrahim Yediyıldız, dans etmenin ve dansa olan ilgisinin yaşam kaynağı olduğunu belirterek; dans hayatına nasıl başladığını anlattı. Yediyıldız, dans hayatı hakkında yönlendirdiğimiz sorulara verdiği cevaplarda, yaşadığı zorluklardan ve mutluluklara dair pek çok konuya değindi. Yediyıldız, dans ile elde ettiği ilk başarısının üniversite öğrenimi olduğunu vurgulayarak; “Dansla ilk 17 yaşımda tanıştım. Televizyonda yayınlanan bir yarışma programında ‘Dream  of İstanbul’ adlı dans ekibini gördüm ve o an karar verdim dans etmek istediğime. Yaşadığım bölgede eğitim alabilecek hiçbir kuruluş yoktu. Bu benim için sorun değildi, kendim çalışmaya karar verdim. Bir süre sonra arkadaşlarıma durumdan bahsettim. Onların benimle beraber dans etmelerini istedim. Ancak benimle dans etmek yerine benimle dalga geçmeyi tercih ettiler. Benimle dalga geçtikleri için onlara kızmadım. Çünkü yaşadığımız ilçenin örfleri, adetleri, düşünce yapısına tersti. Neymiş efendim ‘erkek adam dans mı eder?!’ arkadaşlarımdan böyle bir tepki aldıktan sonra ailem dahil hiç kimseye bahsetmedim. Kimsenin görmeyeceği yerlerde çalışmaya devam ettim. Bir süre sonra solo çalışmalarım bana yetmemeye başladı. Tam bu zamanlarda babam emekli olduğunu ve İstanbul’a taşınacağımızı söyledi. Bu benim alabileceğim en iyi haberdi. Nihayet eğitim alıp kendimi geliştirebilecektim. İstanbul’a taşındığımızda işler hiçte düşündüğüm gibi olmadı. İstanbul’un yaşam tarzına alışmak benim için zordu, bunu yanı sıra üniversite sınavına hazırlık dönemim olduğu için dansa hiç vakit ayıramadım. Bir şekilde dansla hep yollarım kesişti. Nasıl mı? Gittiğim dershanenin yanında latin dansları eğitimi veren bir stüdyo keşfettim, latin danslarıyla ilk kez o an  tanıştım ve büyülendim. Ders aralarında fırsat buldukça gidip onları izledim ve içeriye girmeye cesaret edemedim. Biliyor musunuz, içeri hiç giremedim. Her ne kadar aklım dans etmekte olsa da üniversite sınavından başarılı sonuç aldım. Ne okumalıyım diye düşünürken; spor bilimlerine bağlı ‘rekreasyon’ bölümünü keşfettim. Bu bölüme girebilmek için özel yetenek sınavında geçilmesi gerekliydi ve ben bu sınavdan dans ederek geçtim. Dansımı beğeneceklerini hiç düşünmemiştim, artık MSKÜ Spor Bilimleri Fakültesi Rekreasyon Bölümü öğrencisiydim. Dans ederek kazandığım ilk başarım üniversite oldu” dedi.

“BANA DANSI SEVDİREN, HAYATIMIN BİR PARÇASI OLMASINI SAĞLAYAN EKİP BENİMLE ÇALIŞMAK İSTİYORDU”

Halil İbrahim Yediyıldız’ın dans hayatı, ona dansı sevdiren ‘Dream of İstanbul’ dans grubundan gelen teklifle bambaşka bir boyuta ulaşıyor. Yediyıldız artık sadece kendisi için değil, artık Yediyıldız gibi dans etmek isteyenlere de örnek olmaya başlamıştı. Gelen teklifler, yaptığı çalışmalar, dans hayatındaki gelişmeler hakkında Yediyıldız; “Muğla’da artık üniversite okuyordum. En önemlisi artık saklanmama gerek yoktu. Hemen eğitim alabileceğim bir dans okulu arayışına girdim, buldum da daha doğrusu onlar beni buldu. Bana bir broşür verdiler, broşürde bir hafta sonra Freestyle dans yarışması olacağından bahsediyordu. Hiç vakit kaybetmeden’ çalışmaya başladım. Kendime inanıyordum çünkü bunun için çok çalışmıştım. Nihayet yarışma günü geldi heyecandan bacaklarım titriyordu çok fazla insan vardı ve hepsi beni izliyordu dans etmemi bekliyorlardı ki ben şimdi ye kadar kalabalığın içinde dans etmemiştim, ilk defa kalabalık içerisinde dans edecektim. Kendime şunu söyledim ‘dansa olan tutkun seni buraya kadar getirdi korkacak bir şey yok çık ve neler yapabileceğini göster’. Heyecanımı ve korkumu birleştirip bir top haline getirdim rakiplerime fırlattım. Günün sonunda tek bir kazanan vardı ve o kişi bendim tüm rakiplerimi yenmiştim. Muğla Freestyle şampiyonu olmuştum. Hemen ailemle paylaşmak istedim ama yapamazdım. Çünkü beni onaylamazlardı biliyordum bu sevincimi kendim yaşamak zorundaydım. Mutluydum ama bir yanım eksikti. Dans kariyerimin dönüp noktası diyebilirim bu şampiyonluk çünkü artık iş teklifleri almaya başlamıştım. Dans ederek para kazanabilirdim geçimimi sağlayabilirdim. İş teklifi bulunanlar arasında tahmin edin hangi ekip vardı? Sıkı durun açıklıyorum ‘Dream of İstanbul’ bu şaka mıydı yoksa rüyamı görüyordum? Bana dansı sevdiren, hayatımın bir parçası olmasını sağlayan ekip benimle çalışmak istiyordu. O günü dün gibi hatırlıyorum, hiç unutmayacağım. Dünyanın en mutlu insanı o gün bendim. Buna adımın Halil olduğu kadar eminim. Hiç vakit kaybetmeden ekiple çalışmalara başladık. 28 Nisan 2015 tarihte ilk profesyonel sahneme Marmaris Green Nature Diamond Hotel’de çıktım. Benim için inanılmaz bir deneyimdi. İnsanların bizi alkışlaması, bizim için çığlık atmaları adeta beni sahnenin bağımlısı yaptı diyebilirim. 2 yıl boyunca ekiple aralıksız sahne aldım. Yazları turizm bölgelerinde kışları konserlerde ünlü sanatçılarla çalıştık. 2016 yılının aralık aylarında ekip dağıldı ve üniversite derslerime geri döndüm. Kendimi boşlukta hissediyordum. Sahnelerde olmaya o kadar alışmıştım ki bir karar aldım. Madem her günün, her ânım dansla geçirmek istiyorum. O zaman dans benim mesleğim olmalıydı. 15 Aralık 2016 tarihinde ‘Rhythm Slayers’ adlı dans topluluğunu kurdum. Benim gibi dans tutkunu insanları bir araya topladım, onlara eğitim verdim, aynı zamanda latin danslarında kendimi geliştirdim. Çünkü bir eğitmen olacaksam her branşı bilmem gerekli diye düşündüm. 2017 yılının yaz aylarında kurduğumuz latin dans ekibiyle sahne almaya tekrar başladım artık yaz aylarında gösterilere çıkıyordum kış aylarında eğitim veriyordum” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE’DE YAKALADIĞIM BAŞARIYI YURTDIŞINDA DA YAKALAMAK İSTİYORUM”

Yaşadığı zorlukların üstesinden gelerek, dans ile elde ettiği başarılar sayesinde hayatın daha da anlamlı bir hâl aldığını belirten Yediyıldız, hedeflerini ve yapacağı çalışmalar hakkında düşüncelerini anlattı. Yediyıldız, toplum baskısı nedeniyle dansa uzak kalan yeteneklere ve gençlere destek olmak istediğine değindi. Yediyıldız; “2017 yılının eylül aylarında Point Dance Academy ‘de hiphop ve latin dansları dersleri vermeye başladım aynı şekildi yaz ayları gösterilere devam ediyordum. Her şey yolunda gibiydi ama eksik bir şey vardı. O da ailemin onayı… Kariyerimin bu noktasına kadar ailem benim dans ettiğimi bilmiyordu. Artık onlara açıklamak istedim. Başarılarımı onlara anlattım ama aldığım tepki beni hayal kırıklığına uğrattı. Ailem gelenek ve göreneklerine bağlı insanlardır. Onların lugatında dans etmek diye bir şey yoktu. Kendimi aileme ispatlamak için daha ciddi projelerde yer alma kararı aldım. 2018 yılında Zafer Coşkun ile tanıştım. Kendisi Türkiye Dans Federasyonu başkanıydı. Türkiye’de yurtdışı bağlantılı dans festivalleri düzenliyordu. Yurtdışından dünyaca ünlü eğitmenlerin gelip workshop verdiği harika bir etkinlikti. 2018 yılının sonlarına doğru Zafer Coşkun sahip olduğu ZAYA adlı dans okuluyla çalışmaya başladım. Farklı branşlarda dans festivalleri düzenlemeye başladık. Her şey harika gidiyordu ta ki pandemi süreci başlayana kadar. Pandemi döneminde herkes gibi bizde evde tıkılıp kaldık. Dans edememek ve gösterilere çıkamamak beni çok üzüyordu. Pandemiden önce dans sayesinde tanıştığım yakın arkadaşım Alparslan Türkeş Çetin ile evde dans çalışmaya başladık, evdeki zamanımızı yine kendimizi geliştirmeye ve farklı tarzlarda dans koreografileri hazırlamaya başladık. Bu sıkıcı pandemi dönemini bile eğlenceli ve katlanılabilir hale getiriyordu dans. Sonra pandemi döneminin ortalarında Alparslan Türkeş ile Fethiye’ye taşındık. Fethiye’deyken pandemi kısıtlamaları biraz daha gevşetilince bir şeyler yapmak ve evde oturmaya son vermek istiyorduk bu yüzden kafa kafaya verip bir couple gösteri hazırladık.  Ve yeniden sahne almaya başladım ama bu sefer hiphop showlarına çıkıyordum otel ve pub’larda. Biz kendimizi geliştirdikçe teklifler ve şovlara çıktığımız yer sayısı arttı. Daha sonra Ölüdeniz’de Sertaç Tosyalı ile tanıştık ve bizimle devamlı olarak çalışmak istediğini dile getirdi yani Cherry Pub’in animasyon sorumlusu biz olacaktık. Tüm gece yapılacak showlar ve düzenlenecek etkinlikleri biz tasarlayıp sunacaktık. Yani her akşam Cherry Pub’ta sahne alacaktık. Anlaşmayı yaptık ve artık Cherry Pub animasyon sorumlularıydık. Son 3 sezondur da aynı yerde çalışmaya devam ediyoruz. Lakin bu da artık yetmiyor daha büyük işler yapmak ve daha güzel yerlerde olmam gerektiğini hissediyorum ve bunlar içinde elimden geldiğince bağlantılar kurmaya ve bu bağlantıları güçlendirmeye çalışıyorum. Artık hedefim önce tüm Türkiye’de tanınmış bir dansçı olmak ve daha sonra yurtdışına açılıp orada da güzel işler yapıp kariyerimin en üst noktalarına gelmek istiyorum. Bu benim her zaman hayalini kurduğum bir şeydi bunu için elimden gelen her şeyi yaptım, bir sürü zorlukla ve engelle karşılaştım ve bunlara rağmen pes etmedim ve buradayım. Artık inanıyorum biliyor musunuz? Ben daha büyük projelerde yer aldıkça ailemin onayını ve takdirini alabileceğime. Ailemin takdirini aldıktan sonra tek hedefim, benim gibi dans etmek isteyen çevre toplum baskısı altında olan dans severlerin önünü açmak onlara destek olmak. Saygılarım ve sevgilerimle, teşekkür ederim. Dansla kalın” şeklinde ifade etti.