Published on 12 October 2026 by Dünya Haber Merkezi
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) için yarışa giren AB Parti adayı Mutlu, seçim gündemini üç ana başlıkta topladı: deprem hazırlığı, gençlerin sorunları ve kentin kronikleşmiş trafik çilesi. Üç başlık da İstanbul'da her seçmenin gündelik hayatına dokunuyor. Bu yazıda adayın vurguladığı önceliklerin kente ne ifade ettiğini, belediyelerin bu alanlardaki yetki ve sınırlarını ele alıyoruz.
Neden deprem, gençler ve trafik?
İstanbul'da yerel seçim kampanyaları genellikle birkaç ortak soruna yaslanır: ulaşım, barınma, altyapı ve afet güvenliği. Mutlu'nun öne çıkardığı üçlü, bu sorunların hem acil hem de uzun vadeli yanlarını bir arada taşıyor. Deprem riski kentin geleceğini, gençlerin sorunları toplumsal dengesini, trafik ise günlük yaşam kalitesini belirliyor.
Bu başlıkların seçilmesi tesadüf değil. 1999 Marmara depreminin hafızası hâlâ canlı. Genç nüfus eğitim, istihdam ve barınma konusunda ciddi bir baskı hissediyor. Trafik ise milyonlarca insanın yolda geçirdiği zamanı, harcadığı parayı ve yaşadığı stresi doğrudan etkiliyor. Bir aday için bu alanlar hem somut vaat üretmeye hem de seçmenle ortak bir dil kurmaya elverişli.
Yine de bir ayrımı baştan yapmak gerekir. Belediye başkanlığı bu alanların tamamında tek yetkili değildir. Bazı konular merkezî yönetimin, bazıları ilçe belediyelerinin, bazıları ise İBB'nin sorumluluğundadır. Bir adayın önceliklerini değerlendirirken, vaadin belediyenin yetki alanına girip girmediğine bakmak önemlidir.

Deprem: Hazırlık bir seçim vaadinden fazlası
İstanbul'un deprem gerçeği, bilim insanlarının yıllardır dile getirdiği bir uyarıya dayanıyor. Marmara Denizi'nin altından geçen fay hattında büyük bir sarsıntı beklendiği konusunda geniş bir uzlaşı var. Kesin zamanı kimse bilemiyor, ama hazırlıksız yakalanmanın bedeli çok ağır olabilir. Bu yüzden deprem, adayların programında yer alması neredeyse zorunlu bir başlık hâline geldi.
Belediyenin bu alandaki rolü çok yönlü. Kentsel dönüşümün koordinasyonu, zemin etütleri, acil toplanma alanlarının belirlenmesi, afet sonrası ilk müdahale kapasitesi ve halkın bilgilendirilmesi başlıca sorumluluk alanları arasında sayılıyor. Dayanıksız binaların tespiti ve güçlendirilmesi ise en tartışmalı başlıklardan biri. Çünkü mülkiyet, maliyet ve vatandaşın güveni gibi pek çok unsur devreye giriyor.
Deprem hazırlığında öne çıkan başlıklar
- Riskli yapı stokunun şeffaf biçimde tespit edilmesi ve mahalle düzeyinde paylaşılması
- Kentsel dönüşümde mağduriyet yaratmayan, kiracı ve malik haklarını gözeten bir model
- Toplanma alanlarının korunması ve imara açılmasının önlenmesi
- Arama kurtarma ekipleri, lojistik depolar ve haberleşme altyapısının güçlendirilmesi
- Mahalle bazlı afet gönüllüsü ağları ve düzenli tatbikatlar
Bu maddelerin her biri kâğıt üzerinde makul görünür. Asıl sınav, bütçenin ayrılması, uzmanlarla çalışılması ve uygulamanın siyasi dalgalanmalardan etkilenmeden sürdürülmesidir. Seçmenin adaylardan beklediği de genel söylemler değil, takvimi ve kaynağı belli planlardır.
Gençler: Eğitim, istihdam ve kente aidiyet
Mutlu'nun ikinci önceliği olan gençler, İstanbul'un en büyük potansiyeli ve aynı zamanda en kırılgan kesimlerinden biri. Kentin üniversite öğrencileri, yeni mezunları ve ilk işine girmeye çalışan gençleri, yüksek kira ve geçim maliyetiyle karşı karşıya. Barınma, ulaşım ve temel hizmetlere erişim, birçok genç için eğitimini sürdürüp sürdüremeyeceğini belirleyen bir mesele.

Belediyelerin gençlere yönelik araçları sınırsız değil, ama hiç de az değil. Öğrenci yurtları ve uygun fiyatlı barınma projeleri, ulaşımda indirimli tarifeler, kültür ve spor tesisleri, gençlik merkezleri, kütüphaneler ve staj programları bu araçların başında geliyor. Sosyal ve kültürel etkinlikler de gençlerin kentle bağ kurmasında önemli rol oynuyor. Nitekim Türkiye genelinde birçok belediye, kütüphane ve kültür evleri aracılığıyla bu alanda çalışmalar yürütüyor.
Gençlerin sesinin karar süreçlerine yansıması da ayrı bir başlık. Gençlik meclisleri ve danışma kurulları, ancak gerçekten dinlendiğinde anlam kazanır. Bir aday gençleri yalnızca seçim dönemlerinde hatırlıyorsa, bu durum hızla güven kaybına dönüşür. Dolayısıyla bu önceliğin inandırıcılığı, süreklilik ve katılım mekanizmalarının nasıl kurulacağına bağlı.
Önceliğimiz deprem, gençler ve trafik.
Trafik: İstanbul'un çözülmeyen gündelik sorunu
Trafik, İstanbul'da seçim dönemlerinin değişmez konusu. Kentin nüfusunun 15 milyonu aşması, iki yakanın birbirine bağımlı yapısı ve iş merkezlerinin belirli bölgelerde yoğunlaşması, her gün aynı güzergâhlarda sıkışıklık yaratıyor. Sürücüler kadar toplu taşıma kullananlar da bu yükü paylaşıyor.
Uzmanlar uzun süredir, yeni yol yapmanın tek başına kalıcı çözüm olmadığını vurguluyor. Raylı sistemlerin yaygınlaştırılması, aktarma noktalarının iyileştirilmesi, deniz ulaşımının daha etkin kullanılması ve bisiklet ile yaya yollarının güvenli hâle getirilmesi, daha dengeli bir ulaşım modelinin parçaları olarak görülüyor. Akıllı sinyalizasyon, otopark politikaları ve toplu taşıma saatlerinin düzenlenmesi gibi yönetimsel adımlar da fark yaratabiliyor.

İBB'nin ulaşım alanındaki sorumluluğu, raylı sistem yatırımlarından otobüs ağına, metrobüsten deniz hatlarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Ancak bazı büyük projelerin finansmanı ve yetkisi merkezî hükümetle paylaşılıyor. Bu nedenle başarılı bir ulaşım politikası, belediye ile kamu kurumları arasındaki koordinasyona da bağlı.
Vaatten uygulamaya: Seçmenin sorması gerekenler
Seçim dönemlerinde önceliklerin ilan edilmesi, demokratik sürecin doğal bir parçası. Seçmen açısından asıl önemli olan, bu önceliklerin nasıl hayata geçirileceğidir. Bir adayın programını değerlendirirken şu soruları sormak faydalı olabilir:
- Vaat belediyenin yetki alanında mı, yoksa başka kurumların desteğini mi gerektiriyor?
- Finansman kaynağı açıkça belirtilmiş mi?
- Takvim ve ölçülebilir hedefler var mı?
- Uzmanların ve meslek odalarının görüşü alınacak mı?
- Süreç halka açık ve denetlenebilir olacak mı?
Bu sorular yalnızca AB Parti adayı için değil, tüm adaylar için geçerli. İstanbul gibi büyük bir kentte seçimler, çoğu zaman ulusal siyasetin gölgesinde geçiyor. Oysa yerel yönetimin gündemi, mahalledeki yolun, okulun yolundaki durağın ve evin zemin raporunun kalitesiyle şekilleniyor.
Yarışın genel resmi ve okuyucu için notlar
İBB yarışı, Türkiye siyasetinin en çok izlenen mücadelelerinden biri. Büyük partilerin adayları kadar, daha küçük partilerin adayları da kampanya sürecinde kendi önceliklerini öne çıkarıyor. Küçük ölçekli adayların avantajı, gündemi belirli başlıklara odaklayabilmek ve tartışmayı bu başlıklar üzerinden yürütebilmek olabilir. Dezavantajı ise örgütlenme ve görünürlük konusundaki sınırlamalar.
Bölgesel ve ulusal siyasetteki gelişmeleri takip etmek isteyenler için sitemizdeki Gündem arşivi güncel haberlere ulaşmanın pratik yolu. Büyükşehir yönetimlerinin ortak çalışma başlıkları ve örgütlenme tartışmaları için ise Özel ve İmamoğlu Yurt Dışı Örgütlenme Çalıştayı’nda başlıklı haberimize göz atabilirsiniz.
Sonuç olarak deprem, gençler ve trafik, İstanbul'un bugünü kadar yarınını da belirleyen üç ana mesele. Hangi aday olursa olsun, bu başlıklarda inandırıcı, ölçülebilir ve uygulanabilir bir yol haritası sunabilmesi, seçmenin vereceği kararda belirleyici olacak. Önemli olan, vaatlerin sandık sonrasında da takip edilmesi ve hesap sorulabilir kalmasıdır.
Written by Dünya Haber Merkezi
← Back to blog