Published on 16 March 2026 by Dünya Haber Merkezi
Aort anevrizması, vücudun en büyük damarı olan aortun duvarının zayıflayıp balon gibi şişmesiyle ortaya çıkan, çoğu zaman sessiz ilerleyen bir sağlık sorunudur. Kişi yıllarca hiçbir şikâyet yaşamadan yaşayabilir; ilk belirti ise bazen damarın yırtılması gibi hayati bir olay olabilir. Bu yüzden konu, "belirti yoksa sorun da yoktur" düşüncesinin en tehlikeli olduğu alanlardan biridir.
Aort nedir, anevrizma nasıl oluşur?
Aort, kalbin sol karıncığından çıkan ve temiz kanı tüm vücuda dağıtan ana atardamardır. Göğüs boşluğundan geçerek karına iner ve orada iki ana dala ayrılır. Sürekli yüksek basınç altında çalıştığı için duvarı hem güçlü hem esnek olmak zorundadır.
Damar duvarındaki dayanıklılık zamanla azaldığında, kan basıncının etkisiyle o bölge genişlemeye başlar. Normalde yaklaşık iki ile üç santimetre çapında olan aort, belirli bir noktada normalin yarısından fazla genişlediğinde anevrizma olarak adlandırılır. Genişleme yavaş ilerler; çoğu zaman yıllar içinde fark edilir ya da hiç fark edilmez.
Anevrizma göğüs bölgesindeki aortta (torasik) ya da karın bölgesindeki aortta (abdominal) gelişebilir. Karın aort anevrizması daha sık görülür ve özellikle ileri yaşlarda ön plana çıkar.

Neden sessiz ilerler?
Aortun çevresinde sinir uçları ve duyarlı dokular sınırlıdır; damar yavaş genişlediği için vücut bu değişime uyum sağlar. Ağrı ya da rahatsızlık, ancak anevrizma büyüyüp komşu organlara baskı yaptığında ortaya çıkar. O zamana kadar kişi kendini tamamen sağlıklı hissedebilir.
Bu nedenle anevrizmaların önemli bir bölümü tesadüfen bulunur. Başka bir şikâyet için çekilen ultrason, bilgisayarlı tomografi ya da akciğer filmi sırasında geniş bir aort fark edilebilir. Bu tesadüfler, birçok kişi için hayat kurtaran bir fırsata dönüşür.
Aort anevrizmasının en büyük riski, ses çıkarmadan büyümesidir; asıl koruma belirti beklemeden risk grubunda olduğunu bilmekten geçer.
Görülebilecek belirtiler
Her ne kadar çoğu kişide belirti olmasa da, anevrizma büyüdüğünde bazı işaretler ortaya çıkabilir. Bunlar anevrizmanın yerine göre değişir.
Karın aort anevrizmasında
- Karında, göbek çevresinde nabız gibi atan bir his
- Karın ya da bel bölgesinde derin, sürekli ve nedeni belirsiz ağrı
- Yan tarafa veya kasıklara yayılan rahatsızlık
Göğüs aort anevrizmasında
- Göğüste veya sırtta ağrı
- Ses kısıklığı, öksürük veya nefes darlığı
- Yutma güçlüğü
Bu şikâyetlerin pek çoğu başka hastalıklarda da görülür; bu yüzden tek başına tanı koydurucu değildir. Yine de açıklanamayan ve süren bir ağrı, doktor değerlendirmesini gerektirir.

Acil durum: Yırtılma ve diseksiyon
Anevrizma yırtıldığında ya da aort duvarının katmanları birbirinden ayrıldığında (diseksiyon) tablo çok hızlı kötüleşir. Ani başlayan, "yırtılıyormuş gibi" tarif edilen şiddetli göğüs, sırt veya karın ağrısı, soğuk terleme, baş dönmesi, bayılma ve düşük tansiyon bu durumun işaretleri olabilir.
Böyle bir tabloda beklemeden acil yardım çağırmak gerekir. Yırtılma durumunda dakikalar belirleyicidir ve ölüm riski yüksektir. Bu yüzden hasta olmadan önce, yani yırtılma gerçekleşmeden anevrizmayı yakalamak büyük önem taşır.
Kimler risk altında?
Bazı faktörler anevrizma gelişme olasılığını artırır. Bunların başında sigara kullanımı gelir; damar duvarına zarar verir ve en güçlü değiştirilebilir risk etkenlerinden biri kabul edilir. Yüksek tansiyon da duvar üzerindeki yükü artırarak süreci hızlandırır.
- 65 yaş üzeri olmak, özellikle erkeklerde
- Ailede aort anevrizması öyküsü bulunması
- Damar sertliği ve yüksek kolesterol
- Marfan sendromu gibi bağ dokusunu etkileyen genetik hastalıklar
- Doğuştan iki yapraklı aort kapağı
- Geçirilmiş damar enfeksiyonları veya iltihabi damar hastalıkları
Ailesinde anevrizma ya da ani damar kaynaklı ölüm öyküsü olanların, bunu doktorlarıyla mutlaka paylaşması gerekir. Genetik yatkınlık, daha genç yaşlarda da tarama yapılmasını gerektirebilir.

Tanı, takip ve tedavi
Karın aort anevrizması için en pratik yöntem ultrasonografidir; ağrısızdır, kolay uygulanır ve çapı güvenilir biçimde ölçer. Daha ayrıntılı değerlendirme için bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans anjiyografi kullanılabilir. Ülkelere göre değişen tarama programlarında, risk grubundaki erkeklere ileri yaşta tek seferlik ultrason önerilmektedir.
Küçük anevrizmalar genellikle hemen ameliyat gerektirmez. Düzenli aralıklarla çap ölçümü yapılır, tansiyon ve kolesterol kontrol altında tutulur, sigara bırakılır. Çap belirli bir eşiğe ulaştığında ya da hızla büyüdüğünde veya belirti verdiğinde müdahale gündeme gelir.
Tedavide iki ana seçenek vardır: açık cerrahi ile hasarlı bölgenin yapay bir damar (greft) ile değiştirilmesi ya da kasıktan girilerek damar içine stent greft yerleştirilen endovasküler yöntem. Hangisinin uygun olduğu anevrizmanın yapısına, kişinin yaşına ve genel sağlık durumuna göre uzmanlarca belirlenir.
Günlük hayatta neler yapılabilir?
Sigarayı bırakmak, tansiyonu düzenli ölçmek ve ilaçlarını aksatmadan kullanmak en etkili adımlardır. Dengeli beslenme, düzenli ve doktorun uygun gördüğü ölçüde fiziksel aktivite, kolesterol düzeyinin kontrol altında tutulması damar sağlığını korur. Anevrizması bilinen kişilerin çok ağır kaldırma gibi ani basınç artıran eforlardan önce doktorlarına danışması yerinde olur.
Sağlık haberlerinde sık gördüğümüz bir ders burada da geçerli: erken yakalanan hastalıklar çoğu zaman yönetilebilir. Benzer şekilde kanser vakalarının genç yetişkinlerde artması da düzenli kontrollerin önemini hatırlatıyor. Daha fazla sağlık içeriği için Yaşam arşivine göz atabilirsiniz.
Sonuç olarak, aort anevrizması sessiz bir tehdit olsa da çaresiz değildir. Risk faktörlerini bilmek, gerekirse tarama yaptırmak ve şüpheli şikâyetleri ihmal etmemek, görünmeyen bu sorunu zamanında yakalamanın en güvenilir yoludur.
Written by Dünya Haber Merkezi
← Back to blog