Published on 14 July 2026 by Dünya Haber Merkezi
İzmir'de çocuk ve gençlik edebiyatı meraklılarını bir araya getiren etkinlik, dokuzuncu kez kapılarını açtı. 9. İzmir Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Günleri'nin açılışında konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Soyer, okumanın ve hayal kurmanın insanı özgürleştirdiğini vurgulayarak şu sözleri söyledi: “Cesaretiniz arttıkça özgürleşirsiniz.”
Dokuzuncu kez kitap sevgisi için buluşma
İzmir Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Günleri, kentin kültür takviminde her yıl çocukların, gençlerin, ailelerin ve eğitimcilerin birlikte yer aldığı bir buluşma olarak öne çıkıyor. Dokuzuncu yılına ulaşması, etkinliğin geçici bir heves olmadığını, kentte kalıcı bir okuma kültürü oluşturma çabasının sürdüğünü gösteriyor.
Açılış programında kitapların çocukların dünyasındaki yeri bir kez daha öne çıkarıldı. Yazarlar, illüstratörler, yayıncılar ve öğretmenler aynı çatı altında toplanıyor; böylece okur ile kitabı üretenler arasındaki mesafe kısalıyor. Bir çocuk için sevdiği kitabın yazarıyla yüz yüze konuşabilmek, okumayı ders ödevi olmaktan çıkarıp canlı bir deneyime dönüştürüyor.
Soyer'in mesajı: Özgürlük cesaretle büyür
Başkan Soyer konuşmasında, kitapların çocukların düşünme biçimini genişlettiğini ve onlara kendi sesini bulma imkânı verdiğini anlattı. Ona göre okuyan çocuk sorgulamayı öğrenir, sorgulayan birey ise kendi kararlarını verebilecek cesareti kazanır.

“Cesaretiniz arttıkça özgürleşirsiniz.”
Bu cümle, edebiyatın yalnızca eğlendirici değil, dönüştürücü bir güç olduğu fikrine dayanıyor. Hikâyelerdeki kahramanlar korkularıyla yüzleşirken okur da kendi korkularına başka bir gözle bakmayı öğreniyor. Soyer'in vurgusu, kültür ve sanat yatırımlarının uzun vadede toplumsal özgüveni besleyeceği yönündeydi.
Çocuk ve gençlik edebiyatı neden önemli?
Çocuk edebiyatı, yalnızca küçük yaştakiler için yazılmış basit metinlerden ibaret değildir. İyi bir çocuk kitabı; dil gelişimini destekler, empati kurmayı kolaylaştırır ve dünyayı anlamlandırmak için bir çerçeve sunar. Gençlik edebiyatı ise kimlik arayışı, aidiyet, kayıp, dostluk ve gelecek kaygısı gibi ergenlik döneminin ağır sorularına güvenli bir alandan yaklaşır.
Okumanın çocuğa kazandırdıkları
- Kelime dağarcığının ve anlatım becerisinin gelişmesi
- Başkalarının yerine kendini koyabilme yeteneği
- Hayal gücü ve yaratıcı düşünme alışkanlığı
- Dikkati uzun süre toplayabilme becerisi
- Zor duygularla baş etmek için kullanılabilecek bir dil
Bu nedenle okuma alışkanlığı erken yaşta, baskıyla değil keşfederek kazandırıldığında kalıcı olur. Etkinlikler de bu keşif duygusunu hedefler.
Günlerin içeriği: Söyleşiler, atölyeler, buluşmalar
Bu tür festivallerin olağan akışında yazar söyleşileri, okuma saatleri, resimleme ve yazma atölyeleri, imza günleri ile eğitimcilere yönelik oturumlar yer alır. Çocuklar kitapların nasıl ortaya çıktığını, bir resmin hikâyeyi nasıl taşıdığını ve bir fikrin sayfaya nasıl dönüştüğünü yakından görür.

Atölyeler özellikle önemlidir; çünkü çocuk burada yalnızca dinleyen değil, üreten konumundadır. Kendi öyküsünü kurgulayan ya da karakter çizen bir çocuk, edebiyatı ulaşılmaz bir alan olarak görmekten vazgeçer. Öğretmenler ve ebeveynler için düzenlenen oturumlar ise evde ve sınıfta okuma kültürünün nasıl desteklenebileceğine dair pratik fikirler sunar.
Kentin kültür politikasında edebiyatın yeri
İzmir, yıllardır kitap fuarları, sinema ve müzik etkinlikleriyle öne çıkan bir kültür kenti. Çocuk ve gençlik edebiyatına ayrılmış özel bir program, bu çeşitliliğin içinde geleceğin okurlarını doğrudan hedefleyen bir halka oluşturuyor. Yerel yönetimlerin bu alana destek vermesi, kitaba erişimin yalnızca imkânı olan ailelerle sınırlı kalmamasını sağlıyor.
Benzer şekilde başka kentlerdeki kültür programları da izlenmeye değer. Örneğin 7. Çanakkale Bienali görsel sanatlar alanında, AKM'deki Kasım etkinlikleri ise sahne sanatlarında kentlerin kültürel üretimini görünür kılıyor.
Ailelere ve okurlara öneriler
Etkinlikten çıkan ortak mesaj, okumanın bir zorunluluk değil, birlikte paylaşılan bir zevk olduğu. Ailelerin evde küçük adımlarla bu zevki besleyebileceği söylenebilir.
- Çocuğa kitap seçerken onun ilgi alanlarını esas almak
- Düzenli bir okuma saati belirleyip bunu ortak bir ritüele çevirmek
- Kitap hakkında yargılamadan sorular sormak
- Çocuğun kütüphane ve kitap etkinliklerine katılımını teşvik etmek
- Ekran süresine alternatif olarak cazip bir kitap köşesi oluşturmak

Sonuç olarak İzmir'deki bu dokuzuncu buluşma, kitapların çocukların ve gençlerin hayatında hâlâ güçlü bir yer tuttuğunu hatırlatıyor. Soyer'in sözleriyle özetlemek gerekirse, okuyan ve hayal kuran her genç, biraz daha cesur, dolayısıyla biraz daha özgür olacaktır.
Written by Dünya Haber Merkezi
← Back to blog